Midye-Enez Hattı

Midye_Enez_Hatti

Birinci Balkan Savaşı sırasında Bulgar kuvvetleri Vize’nin Kıyıköy kasabasını ele geçirmiştir. Burayı bir yıl kadar ellerinde tutan Bulgarlar, ardından da Çatalca’ya dayanmışlardır.Savaşın ardından Londra Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre Bulgaristan Krallığı ile Osmanlı Devleti arasındaki sınır Midye-Enez Hattı olmuştur. Bu hat, Karadeniz kıyısındaki Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Midye kasabası ile Ege Denizi kıyısında Meriç Irmağı’nın denize döküldüğü yerdeki Edirne’ye bağlı Enez arasında çizilen çizgidir. Bu sınır ile bugün Türkiye’ye bağlı olan Edirne, Kırklareli ve İşkodra, Üsküp, Selanik gibi büyük şehirler Osmanlı Devleti’nin elinden çıkmıştır. İkinci Balkan Savaşı sırasında Osmanlı Devleti, 19 Temmuz 1913 tarihinde İstanbul’un güvenliğini öne sürerek ve Bulgar yönetimi alındaki Türklere zulüm yapıldığını söyleyerek orduya Midye-Enez Hattı’nı geçme emrini vermiştir.Savaştan sonra hat geçersiz olmuştur. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İngilizler, Türkiye-Yunanistan Sınırı’nın Midye-Enez Hattı olmasını önermişlerdir.Kıyıköy , Balkan Savaşı sırasında 30 Ekim 1912’den 8 Temmuz 1913’e kadar Bulgar işgalinde kalmış, Kurtuluş Savaşı sırasında 26 Temmuz 1920’de Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, 15 Ekim 1922’de Fransızların denetimine girmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın bitiminde, 10 Kasım 1922’de işgalden kurtarılmıştır. Kırkkilise ismi de Kırklareli olarak değiştirilmiş ve il konumuna getirilmiştir

Kıyıköy(Midye) Çetesi

Çatalca Üssü ve Işgal Sınır Bölge Komutanı Yrb. Cemil (Uybadın), yardımcıları Yzb. Bahattin (Sakman), Alb. Alleddin (Onuk) ve Kur. Yzb. nın sorumluluğu altında birçok küçük çaplı çeteler meydana getirilerek, Doğu Trakya’ya gönderilmişlerdi. Bunların bir kısmı çok başarılı işler görmüş, bir kısmı ise. maalesef zararlı olmuşlardır. Düşman, yaptığı istihbarat sonucu Türk Çete Merkezleri’ni öğrenmiş, düzenlediği baskınlarla buraları tahrip etmiştir. Bunun üzerine Gizli Teşkilat ve Çatalca Üssü Bölge Komutanlığı çetelerin hazırlanmasında, yönlendirilmesinde daha dikkatli hareket edilmesi için önlemler almıştır.Birinci Midye Çetesi alınan yeni önlemler altında hazırlanmış bir çeteydi ve bu yüzden çok da başarılı olmuştu.
Birinci Midye Çetesi bölgenin en cesur, silahşor ve gönüllü kişileri arasından seçilerek meydana getirilmiştir.Çete iyi bir planlama ve istihbarattan sonra Çatalca Üssü’nden hareketle, ormanlıklarda gizlenerek, Podima(Yalıköy)’nın doğusunda Cam Madeni Iskelesi’ne geldi. Burada hazır bekleyen motörle, kıyının çok açıklarından geçerek, Kıyıköy (Midye) yakınlarındaki Kasatura (Castro-Çamlıkoy) Körfezi yöresinden karaya çıkmayı başardı. O zamanlar Karadeniz’in gerek Anadolu, gerek Trakya kıyıları Ingiliz Karakol gemilerinin sıkı izlemi altında bulunduruluyordu. Ingilizler, Istanbul-Inebolu, Istanbul-Samsun arasında işleyen taka ve motörlerle Anadolu’ya silah ve adam kaçırılmasını önlemek için bu yola başvurmuşlardı. Istanbul’da gizli faaliyetini sürdüren MUĞLALI MUSTAFA GRUBU’nun bu işlerle uğraştığını, Trakya’ya da silah ve çete gönderdiğini saptamışlar, Yunan istihbaratından bu yolda şikayetler almışlardı. Gerçekte, Doğu Trakya’ya karadan ve denizden çete gönderilmesi planlanmıştı ve bu yapılıyordu. Çetelerin gizlenecekleri ve yiyeceklerinin sağlanacağı yerler Çatalca Bölge Menzil Komutanı Kur. Yrb. Cemil (Uybadın) tarafından daha önce belirlenmiş bulunuyordu. Denizden Trakya’ya çıkarılacak çeteler için Karadeniz kıyı şeridindeki iskelelerden Karaburun ve Podima ile Çilingos Koyu, Malatra, Kasatura (Castros) körfezleri ve buralara yakın yerler uygun görülmüştü.

Çamlıkoy (Kastros) yöresinde karaya çıkan Birinci Midye Çetesi, sık ormanlar içinden yürüyerek Saray-Bahçeköy (Sultanbahçe)-Kıyiköy yolunu gözetim altına aldı.Çetenin büyük bölümü Kıyıköy-Aksicim Yol Kavşağı’nda pusu kurdu. O sıra bu yörede düşman faaliyeti yoğundu.Yunanlılar Kıyıköy’den bir Türk çıkartmasından, Trakya’ya çete ve müfreze sokmalarından korkuyorlardı. Bunun için Kıyıköy-Saray yolu trafik yönünden yüklüydü, Yunan devriyeleri daha sık dolaşıyorlardı.Kıyıköy’ün doğu güneyinden Aksicim Yol Kavşağı’na gelen Birinci Midye Çetesi’nin bir bölümü burada pusuya yatarken, bir bölümü de Palamutkoru, Büyük Çingene ve Kudretkalesi mevkilerinde tertibat aldılar. Böylece Bahçeköy-Aksicim-Kıyıköy Bölgesi’nde ve bu bölgenin çevresinde yaşayan yerli Rumların düşmanla ilgilen kontrol altına alınmış oldu. Yunanlılar bu çetenin yöreye geldiğini bilmiyorlardı. Onun için bir önlem almamışlardı. Bu yüzden 18-20 kişilik Birinci Midye Çetesi bölgede giriştiği bir dizi baskınlarla büyük başarı elde etti. Yunanlılara ve yerli Rum Çetelerine zararlar verdirdi. Çete bu operasyonu sırasında önemli desteği Sultanbahçe, Çakıllı, Güngören ve Aksicim köylerinden, buralardaki Gizli Teşkilat elemanlarından, Kuvay-ı Milliyeci yurttaşlardan gördü. Bir süre daha bu bölgede faaliyetini sürdüren çete, bundan sonra Saray’ın kuzeyinde kalan tepeler, vadiler ve sık ormanlar içinden Ayvacık, Çakıllı ve Evrenli Köyleri yöresine geldi. Gökcesu, Ambardere ve Çanakpmar mevkiinden tarihi Kırklareli-İstanbul yoluna yakın engebeli arazide gizlendi. Çete tam bir disiplin içinde ve bir kayıp vermeden buraya gelmişti.
Midye Çetesi’nin istihbaratına göre, Yunanlılar bölgenin yerli Rum ve işbirlikçilerinden Türk Gizli Teşkilatı ve Çeteler hakkında önemli bilgiler alıyordu. Bu nedenle bazı çete grupları başarılı olamıyor, merkezler basılıyor, yapılacak faaliyetler önceden biliniyor, sonuçta kayıplar veriliyordu. Midye Çetesi, bu önemli işbirliğini bozmak, haberin kaynağını kurutmak için yörede bir dizi operasyonlar düzenledi. Bir takım kuşkulu kimseleri etkisiz duruma getirdi. Fakat bölgede önde gelen bir kişinin kızını, kullanarak düşmana bilgi aktardığı yolunda alınan bir istihbaratın doğruluğu kanıtlanmadı. Ancak düşmana haber sızdıranların kimler olduğunun belirlenmesi için önlemler alınmakla yetinildi.
Çete bölgedeki faaliyetlerini tamamlayarak Büyükyoncalı Köyü yöresine çekildi. Büyükyoncalı, düşmanın en fazla dayağını yemiş, işkencesini çekmiş, 310 insanını Milos Adası’na tutsak göndermiş köylerden biriydi. Düşman köydeki varlığını az bir askerle hissettiriyordu. Çete, daha güneye sarkarak, Sinekli ve Kurfalı üzerinden Çatalca Üssü’ne geldi. Bir ayı aşkın süren faaliyetini başarıyla tamamlamıştı. Düşmana korkulu anlar yaşatmıştı. Diğer çete gruplarına örnek olmuş, moral ve güç vermişti.

Trakya’da başlatılan çete mücadelesinin birinci aşaması bir takım nedenler yüzünden başarılı olamamış, amacına ulaşamamıştır. Nitekim bu dönemde Kıyıköy’e denizden çıkartılan iki Türk Çetesi’nden biri başarılı olurken, diğeri pusuya düşürülerek, yok edilmiştir. Bir başka Çete grubu da Podima yakınlarında talihsizliğe uğramış, çok kayıplar vermiştir. Hiç kuşkusuz bunda çeşitli etkenler rol oynamıştır.
Bir kez, bu sıralarda Kıyıköy’de Rumlar çoğunluğu oluşturdukları gibi, köyde Yunan birlikleri de vardı. Kıyıköy’de 646 Türk’e karşılık 6 bin 769 yerli Rum ve 292 Bulgar’ın bulunması bölgede herhangi bir faaliyetin başarı şansını azaltıyordu. Kıyıköy aynı zamanda, tarihi bir ticaret, kültür ve ulaşım merkezi, Ayanikola Manastırı’nın burada bulunması nedeniyle de Hıristiyanların bir ziyaret yeriydi. Bu bakımdan Kıyıköy, düşman için stratejik önemi olan bir yerleşim merkeziydi.

2. Kıyıköy (Midye) Çetesi

Çatalca Üssü’nde hazırlandıktan, gideceği yer, vuracağı hedefler, faaliyet bölgesi belirlendikten sonra gizlice, Karadeniz’e yakın Ayıdere ve Koyunkaya Sırtları arasında kalan derin vadilerden Çilingos Koyu’na geldi. Çete, 18 kişiydi. Ilk tehlikeyi burada atlattı. Kıyıya yakın seyreden bir Ingiliz Devriye Motörü’nün varlığı dikkati çekmişti. Motörün olası bir ihbar sonucu buralarda dolaştığı düşünüldü. Ancak bir süre sonra Ingiliz Devriye Motoru gözden kayboldu ve çete de rahatladı. Biraz sonra da çeteyi Midye’ye alıp götürecek Türk motörü koya yanaştı. Zaman, gecenin bir vakti, ortalık zifiri karanlık, hava sakin, her taraf sessizdi. Ayaklarında çarıklar, ellerinde silahlar, bellerinde fişeklikler, sırtlarında iaşe çantaları bulunan çeteler büyük bir dikkat ve sessizlik içinde motöre bindiler ve kıyının çok açıklarından geçerek, sabaha karşı Midye’nin kuzeyinde kalan Serves’ten karaya çıktılar. Çeteler bölgenin yabancısı değildiler. İçlerinde Tekirdağ, Kırklareli, Vize, Çorlu, Pınarhisar ve çevre köylerden seçme kişiler vardı. Mücadeleye, düşmanla çarpışmaya arıt içmişlerdi. Ne yazık ki, kıpırdamaya vakit bulamadan aniden kurşun yağmuru altında kaldılar. Çarpışma kısa sürdü. Bazı silahşörler şehit olmuşlardı. Bir ktsmt ise, sık ormanlar içinden kaçıp gizlenme başarısını göstermişlerdi. Yunan devriyeleriyle yerli Rum çetelerinin çemberi içinde kalan çete, büyük kayıp verdikten sonra bir daha toparlanamadı.
Buna benzer bir olay da Terkos ile Binkılıç (Istranca Köyü) arasında geçti. 15 kişilik bir Türk çetesi, talimat üzerine çevre köylerdeki Rum çetelere ve Yunan devriye karakollarına baskınlara hazırlanırken pusuya düşürüldü. Çete büyük kayıba uğradı.
İşgalci Yunan ve Rumlarla mücadelenin ilk aşamasında birkaç çetenin pusuya düşürülmesi, büyük kayıplar vermesi Gizli Yönetim Merkezi Kuto Han’daki Trakya-Paşaeli önderlerinde huzursuzluk ve ciddi bir telaş yaratmıştır.

1 Yorum Midye-Enez Hattı

  1. orhan diyor ki:

    Tarihimiz hakkında çarpıcı detaylar içeren aydınlatıcı bir yazı dizisi olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>